Yine gömülüyor dünya siyaha , mateme , yasa , Hangi cila ilaç olur şu kalplerin pasına . Yeryüzünün halifesi sen dünya saltanatına , Put dikmeye gelmedin alemin ortasına...
Sağnak başladı mı aç avuçlarını , Hisset bedeninde yeni doğan günün sancılarını . Görmesende kabul et Yaradanın varlığını , Ya doğmasaydı güneş ne yapardın . Dur insanoğlu dur düşün...
Nedir sonbaharı ayrı kılan. Renklerimi , hüznümü , sadelegimi yoksa diger mevsimlerden ayrı olarak üzerinde asılı yalnızlıgımı. Bir ayrılıgı , bir aykırılıgı var bu mevsimin. Canlı sanki...
Yağmurlu bir gündü yüzüme tokat gibi vuran yaban vedan. Uzak , soğuk , acımasız...
yine özlüyor ruhum uzakları. yine arıyorum hiç unutamadığım ellerin sıcaklığını bana ait ne varsa artık bu şehrin. yalnız , ıslak , terk edilmiş yapışkan bir sessizliğe...
Belki olmuştur sizede. Yıllar öncesinde kalması gereken özlemler bir anda yanıbaşınızda bavulu hazır gitmeyi bekleyen bir yolcu gibi bekleşmektedir. Sanki siz bir istasyonsunuz ve onlara...
Belki tükenişti vazgeçişim Belki bir kabullenişti olanları Geri dönlemez uçurumlardı Gözlerinde doğan kıvılcımların... Kaybettik artık ne çıkar kaçırdık ak...
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim. Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece.Sensizken İstanbul’da bir kez olsun gülmedim.Yıllar kapımı...